Hiç intihar ettiniz mi?
Daha önce hiç intihar ettiniz mi? İntihara kalkışıp başarısız olmaktan bahsetmiyorum, daha önce hiç intihar edip öldünüz mü diye soruyorum. Ben bir kez intihar ettim. Size biraz bundan bahsetmek istiyorum.
Bundan yaklaşık 4 yıl önce başladı bunalımlı günler. Bir grup insanla yaşadığım anlaşmazlıkların faturası uzun süreli ve büyük bir depresyon olarak kesildi. Ne ben karşımdaki anlayabiliyordum ne de karşımdakiler benim yaşadıklarımın kendi başlarına gelse ne yaparlardı acaba diye empati kurabiliyordu. Hayatın en zor kısmının sevdiğin insanlar ile çözümsüz bir anlaşmazlığa düşmek olduğunu ve bu insanları artık sevemeyeceğimi bu zamanlardan sonra anlamaya başladım.
Bir süre sonra yaşananlar önemini yitirdi ve çözümsüzlük intihar düşüncesinin en şiddetli kamçısı oldu. İntihar etmeye karar verdiğim gün çözümsüzlüğü kabul ettiğim ve daha fazla çabalayarak sadece daha fazla batacağımı anladığım gün oldu.
Bu insanlar için artık var olamayacağım onların suratlarındaki umursamaz gülümsemelerde belirginleşti. O gece intihar edeceğimi açıkça ifade ettim ve karşılığında sadece inançsız bakışlara maruz kaldım. O günden beri bu bir grup insan için yaşamıyorum. Her ne kadar zaman zaman benden haber alsalar da onlar için intihar ettiğimi eminim hepsi iliklerine kadar hissetmiştir.
Tanıdığım her insan için olmasa da belli kişiler için artık yaşamıyor olmam bana ölmeden intihar etmenin ne kadar cesaret verici ve çözümsüzlükler içinde tek çözüm olduğunu öğretti.
Bu intihar yaşama tutunan bir intihardı ve belki intiharlar içinde en tatlısıydı.
Eminim bu yazdıklarımı okurken, iyi de bu intihar değil ki diyorsunuz, bu durumda size sadece şunu söylemek istiyorum, bu intiharla vücudum hayati işlevlerini yitirmedi, ailem çok büyük üzüntüler yaşamadı, sevgilim suçluluklar içinde boğulmadı ama ben hayatımın nerdeyse 3′te 1′lik bir zamanını silip attım ve bu zamanda hayata bağlı olduğum kişilerin hiç biri için artık yaşamıyorum. O yüzden bu yok oluş kısmi de olsa bir intihardır ve kısmi intiharı benzer durumlara düşen herkese tavsiye ederim.
Farkındalık
Farkında olmak. İnsanın farkındalığını artırması. Aslında hayatın amaçlarından biri. Farkındalığı anlamak için koku alma duyumuz örnek verebiliriz. Bazı insanların diğerlerine göre koku alma duyusu daha gelişmiştir. Koku alma duyusu az gelişmiş biri (diyelim ki fiziksel bir problem nedeniyle az koku alan biri) güzel kokuları alamaz, dolayısıyla hayatın bazı güzel zevklerinden mahrum kalır. Az koku alanlar bu hazlardan mahrum kalırken bir yandan da kötü kokuları da almazlar ve kötü kokular onları rahatsız edemez. İyi koku alan biri ise hayatın tüm kokularını zevkle yaşarken pis kokulara da maruz kalır. Hayatı, çok güzel kokular ile çok kötü kokular arasında gidip gelir. Koku alma duyunuz ne kadar gelişmişse o kadar hayaatın keyfini alır ve bir o kadar da acı çekersiniz. Koku alma duyusu az gelişmiş olanlar ise hem güzelliklerdenhem de kötülüklerden habersiz yaşar gider.
Koku alanlar ile koku alamayanlar arasında en önemli fark ise şudur. Koku alanlar neyin güzel neyi kötü koktuğunu bildiği için kendi seçimlerini yapabilir. Koku alamayanlar için farketmez, seçim yapmaya gerek duymazlar.
Yaşlanmak
Yaşlanma hissini bir çok şekilde yaşar insan. Bazıları doğum günlerinde bir yaşıma daha girdim diyerek sayısal bakar duruma, bazıları bedeninin eskidiğini hisseder ve yaşlanmaya başladığının farkına varır. Yaşlanma hissini bu dediğim şekillerde daha önce yaşamıştım ama pek umursamamıştım. Elbet bedenim yavaşlayacak, yaşım 27-28-29 diye birer birer artacak. Bu durumlar pek korkutmuyor beni. Ancak bugün hissettiğim şey biraz korkuttu.
Google’un yeni çıkardığı bir uygulamaya bakarken bu teknolojiye nasıl yetişicez diye düşündüm. Artık teknolojinin beni yavaş yavaş yormaya başladığını anladım ve bu durum yaşlanmaya başladığımın korkusunu iyiden iyiye ortaya çıkardı.
Yaşlanmanın en önemli belirtilerinden biri öğrenme hızınızın yavaşlaması, daha da yavaşlaması ve bir süre sonra yeni şeyler öğrenmeye kendinizi kapatmanız. Kendinizi kapattığınız vakit dünyadaki varlık sebebinizi yitiriyorsunuz, ve ölüme kadar geçecek süreyi “vakit doldurma” olarak algılamaya başlıyorsunuz. Kendinizi ölüme kadar oyalamaya başlıyorsunuz.
Daha 29 yaşımdayım. Yani yaşlanma hissinin bana gelmesi için çok erken. Daha 35 bile değil, yolun yarısına bile ulaşmadım. Peki, niye böyle bir hisse kapılıyorum? Bunun cevabı, sanırım, çağımız özelliklerinde gizli. Bilgi çağı, teknoloji çağı, insanlık gelişim hızının logaritmik ölçülerle algılandığı bir çağ. Dolayısıyla ben de bu hız karşısında erkenden yaşlanma hissine kapılıyorum. Yolun yarısı yaşı baya bir geriledi diye düşünüyorum. Ama psikoza girmenin de anlamı yok pek tabi ki. Çağ zehirini, pan zehiri ile birlikte sunacaktır. Hayata sıkı sıkı tutunanlara.
Zaman ve ölüm
Zaman, ölümle içiçe bir kavram. Ölüm olmasaydı muhtemelen zaman tutmaya gerek kalmayacaktı. İnsan doğumdan ölüme kadar geçecek zamanı parçalara bölerek günlük hayatımıza işleyen zaman birimlerine ulaşıyor. Doğum ile ölüm arasını ilk önce dörde bölüyor: çocukluk, gençlik, orta yaş ve yaşlılık. Sonra her bir birimi tekrar parçalara ayırıyor. Yıllara, aylara, haftalara ve günlere bölüyor. Bu birimleri de evrenin açıklanamayan döngüsüne bırakıyor. Güneşe göre günleri saatleri belirliyor. Saat ve dakika günlük hayatımıza sızan en küçük zaman birimleri. Yaratıcı insanlar ise dakika ile yetinmeyip onu da daha küçük parçalara bölüyor. Müzik saniyelerle kendini takip ettiriyor. Hatta, günümüz müziğinde saniyeler çok çok küçük parçalara bölünerek yeni anlamlar ifade ediyor. Saniyenin 44100′de biri (ve çok daha küçük birimler) elektronik müziğin bir parçası.
Sonuç olarak, insanoğlu ne kadar küçük parçalara bölse de zamanı, ölüme karşı çaresizliği ile acı dolu bir hayat yaşıyor. Her şeyin sonuna geldiği zaman da acısıyla tatlısıyla bu hayattan göçüp gidiyor.
Yorumlar kapalı
Alva Noto Ars Electronica’da
Alva Noto ve Ryoji Ikeda, Ars Electronica 2009′da beraber sahneye çıkacaklarmış. Görsellerle desteklenecek müzik performansına dair beklentiler yüksekmiş.
Festivalin bu seneki konusu: Human nature.
http://www.aec.at
Yorumlar kapalı
Deeper
Which one is deeper, psychology or oceans? Nanotechnology or astronomy? Conscious or dreams? Art or science?
While discovering new galaxies, human also investigates the very details of matter. While trying to see the big picture, we also try to understand the tiniest piece of nature. We also go deep in the human mind. The variety of human conscious is endless.
The most interesting of all is that human mind can create a creature which dwells under the very deep ocean before it is discovered.
It seems that imagination is the beginning. The limits of your imagination are the limits of your world.
Zaman Makinesi
İnsanoğlu zaman makinesi keşfetmiş, torunlarının gelecekte bu zamanlara dönebilmesi için şimdiden hazırlıklara başlamış da haberi yok aslında.
İnsanoğlunun keşfedip de aslında zaman makinesi olduğunu anlamadığı şey teknoloji kullanarak hayatımızı kayıt altına almamız. Fotoğraf makineleri, kameralar, ses kayıt cihazları hepsi aslında geçmişi kayıt altına almak için geliştirilmiş teknolojiler.
Bu teknolojileri nasıl kullanırsak ilerde torunlarımız bizim yaşadığımız zamanı ziyaret eder? Kilit soru bu. Şu andaki günlük kullandığımız elektronik aletler ne yazık ki henüz böyle bir simülasyonu gerçekleştirebilecek kadar gelişmiş değil. Ama devletlerin elindeki güçler bir nebze de olsa bunu mümkün kılabilir.
Örneğin İngiltere’nin survellience camera sistemleri. Düşünün ki her gün yarım milyondan fazla kamera çeşitli açılardan sokakları kayıt altına alıyor. Bu görüntüler silinmez ve depolanırsa ilerde insanlar örneğin Londra’daki 2010 yeni yıl kutlamalarını sanki ordaymış gibi 3 boyutlu ve immersive şekilde izleyebilecek.
Hologramlar da bu iş için oldukça uygun bir teknoloji olacak. Hologram teknolojisinde gözlük falan takmadan üç boyutlu dijital cisimler yaşadığımız fiziksel dünyanın bir parçası halini alabiliyor. Yani üç boyutlu dijital cisimleri etrafımızda görebilir ve hatta son gelişmelere göre onlara dokunabiliyoruz. Dolayısıyla bu teknoloji kullanılarak ilerde geçmiş yılların kayıtları üç boyutlu hale gelebilir ve biz bunların içinde dolaşabiliriz.
Zamana makinası konulu filmlerin hepsi geçmişe ya da geleceğe gittiğimizde orada her hangi biriyle iletişime geçersek tarihin değişip değişmeyeceği merakına cevap vermeye çalışır. Örneğin Back to the Future’da Marty McFly gelecekteki hali ile ya da geçmişteki dedeleriyle kesinlikle konuşmamalıdır ve onlara görünmemelidir. Yoksa tarihte dramatik değişikliklere neden olabilir.
Şimdi bahsettiğim zaman makinasında ise böyle bir meraka yer yok. Tairihi değiştirmek mümkün değil zaten çünkü her şey bir simülasyon. Geçmişi izlemek, belli ölçülerde onun içine girmek, ordaymış hissini yaşamak burada mümkün olan.
Understanding Art
“We are reluctant, with regard to music and art, to examine our sources
of pleasure and strength. In part we fear success itself—we fear that understanding
might spoil enjoyment. Rightly so! Art so often loses power
when its psychological roots are exposed”
—Marvin Minsky
page 1 of
Art and Complexity – edited by John Casti and Anders Karlqvist
Over-Reliance on Technology is an Ever-Present Danger
Aşağıdaki linkte bulunan yazının başlığını okuduğumda beni içinde yaşadığım yalanın dışına çıkarabilecek güçlü fikirler içeren bir yazı olduğunu düşünürek heyecanlandım. Ancak ne yazık ki beklediğim etkiyi yaratmadı.
“http://www.information-management.com/news/technology_insurance-10015930-1.html”
Başlık bir çok konu açısından ele alınabilecek, farklı yönlerden ulaşılabilecek bir çıkarımdan oluşuyor. Başlığın altındaki yazı ise iş dünyasında (özellikle sigortacılık sektöründe) teknolojinin sağladıkları ve sağlayamadıkları ile sınırlı. Sanırım, başka bir açıdan yaklaşılsaydı benim için daha inandırıcı ve referans alabileceğim bir nokta olabilirdi.
Aslında, teknolojinin beynimde dolaşan saymakla bitmeyecek yararlarına bir dur diyecek, en azından bunları dengeleyecek yeni ve karşıt fikirlere ihtiyacım var. Ama tabiki de bu fikirler din ya da kapitalizm tabanlı olursa kafamda tartışma yaratabilecek bir etkiyi yapamazlar.
Bakalım neler çıkacak ilerde karşımıza.

bir yorum yazın