Zaman ve ölüm
Zaman, ölümle içiçe bir kavram. Ölüm olmasaydı muhtemelen zaman tutmaya gerek kalmayacaktı. İnsan doğumdan ölüme kadar geçecek zamanı parçalara bölerek günlük hayatımıza işleyen zaman birimlerine ulaşıyor. Doğum ile ölüm arasını ilk önce dörde bölüyor: çocukluk, gençlik, orta yaş ve yaşlılık. Sonra her bir birimi tekrar parçalara ayırıyor. Yıllara, aylara, haftalara ve günlere bölüyor. Bu birimleri de evrenin açıklanamayan döngüsüne bırakıyor. Güneşe göre günleri saatleri belirliyor. Saat ve dakika günlük hayatımıza sızan en küçük zaman birimleri. Yaratıcı insanlar ise dakika ile yetinmeyip onu da daha küçük parçalara bölüyor. Müzik saniyelerle kendini takip ettiriyor. Hatta, günümüz müziğinde saniyeler çok çok küçük parçalara bölünerek yeni anlamlar ifade ediyor. Saniyenin 44100′de biri (ve çok daha küçük birimler) elektronik müziğin bir parçası.
Sonuç olarak, insanoğlu ne kadar küçük parçalara bölse de zamanı, ölüme karşı çaresizliği ile acı dolu bir hayat yaşıyor. Her şeyin sonuna geldiği zaman da acısıyla tatlısıyla bu hayattan göçüp gidiyor.
Yorumlar kapalı